Neoliberalizmin ilişkiler ve aşk üzerine olan etkileri

Rene Kaes, Kurum ve Kurumlar kitabının açılışında '' kurumlar, temel işlevleri olan devamlılık ve düzenleme (regulation) işlevlerini yerine getiremedikleri zaman modernliğin krizini deneyimlemeye başlamışız demektir'' der ve güncel batı toplumu yapısı ve hayatın yaşantılanışıyla ilgili olarak '' her şey artık eskisi gibi kendiliğinden değildir. Ruhsal dünyamızın anlam ve devamlılık arayışının fark edilmez ajanları olan metafizik, kültürel ve sosyal kefilleri artık ruhsal ve sosyal alanda sekteye uğramıştır.'' diye ekler.


Bu cümlede Kaes'in dile getirdiğinin aksine "ne zaman kendiliğindendi, bu bir ideale duyulan özlemle geçmişin ve büyük ihtimalle hiç olamamış olanın idealize edilmesi değil mi" diye sormak da kıymetli olurdu fakat Kaes'in analiziyle ve değiştiğini vurguladığıyla - bir noktada haklı da olduğu için- devam edeceğim.


Kaes'in burada kurumlara dair ele aldığı dağılmanın özel hayatlara yansımasını her sene yapılan istatistikler de destekler. İstatistiklere göre evliliklerin üçte biri ilk beş yılda sonlanıyor. Boşanabilmek, yeniden başlayabilmek ve bunun sıradanlaşması kimi zaman insanın canını dahi kurtarabilecek bir olguyken sıklığının güncel söylemlerle ve tüketimin hayatımızda aldığı konumla ilişkisi de düşünmeye değer.


Bu durumda metnimde, çağımızda ilişkilerde dönüşeni ele alabilmek adına öncelikle bir filmden ardından da internette yer alan tanışma sitelerinden yola çıkarak güncel söylemlerin ve yapının bireyin hayatının en özeline kadar nasıl dokunduğu üzerinde düşünmeye çalışacağım.



Çağdaş insan ve otistik zevkinin bir temsili olarak Theodore


Kıymetli psikanalist Clotilde Leguil'e göre bir film çağımızın insanı için mit statüsündedir. Bu, filmlerin çağımızda yaşanan, öznelliğe dokunan soru(n)lara, düşlemlere dair bir meseleyi yoğunlaştırarak (condensation) aktardığı anlamına gelmektedir. Belki de bu açıdan bakarsak Martin Scorsese'in " sinema neyin çerçevenin içinde neyin dışında kaldığı ile ilgilidir" derken - kast ettiği çerçeveyi güncelin çerçevesi olarak okumak da mümkün olur. Günümüz söylemlerinin aşk üzerine etkisini Spike Jonze'un 2013 yılında vizyona giren Her filmiyle beraber ele alacağım. Jonze, John Malkoviç Olmak filminin de yönetmeni ve hali hazırda bu film ile tarzını ve okuma biçimini- varoluşçu duruşunu- ortaya koymuş da bir yönetmen.

Film, sanal zeka modeli olarak kurgulanmış bir bilgisayar sistemi ile aşk mektupları yazarı Theodore arasında gelişen tuhaf bağı ele alıyor. İlk etapta Theodore, ayrılık acısı yaşamakta olan, kendi içine kapanmış, orta yaşta, depresif bir birey olarak gözümüze çarpmakta. Yas sürecindeyken kendisine ettiği itiraf aracılığıyla duyduğumuz gibi hayatına birini almaktan korkan bir erkek. Büyük bir yalnızlık içerisinde, ne yapmak istediğini ve ne istediğini dahi bilemiyor; derin bir varoluşsal boşluk hissediyor.


Tam da bu esnada reklamını gördüğü bir programı bilgisayarına indiriyor ve bu programa girdiği bilgiler ışığında Samantha ''doğuyor''. Samantha, bedeni olan bir varlık değil fakat insani en temel nesnelerden biri olan bir ses olarak varlık kazanıyor.


Bu noktaya kadar Theodore, açık bir şekilde göründüğü gibi çağdaş, iş yaşamında olan insanın bir prototipi! Düzenli, sevdiği bir işi olan, ne istediğini tam bilmeyen, amacı olmayan bir adam...


Aşkı Samantha'ya dair düşüncelerine gelince filmi izlediğimizde rahatlıkla, Theodore'nin kendini tanıdığına dair bir bilgiyi ona atfettiğini görebiliyoruz: tıpkı her birimizin karşılaşmalarda yaptığı gibi Theodore, Samantha'nın kendine dair bu kadar şeyi nereden bildiğini düşünüyor ve ona, onu tanımak için sorular soruyor!


Aslında böyle programların yalınları hali hazırda mevcut: Siri buna örnek değil mi? Defaten instagramda ya da diğer sosyal mecradalarda Siri'ye hayatına dair sorular soran ve Siri'nin önceden programlanmış cevaplarını paylaşan eğlenceli videolar görmedik mi! Ya da uzak doğuda hali hazırda şişme bebeklerle evlenmek meşru olmadı mı?


Bu bağlamda yönetmen günümüzden sadece bir adım önde! Filmdeki Samantha'nın yazılımı Siri'den sadece biraz daha kuvvetli... Samantha, bu durumda aynen Google gibi ya da Siri gibi bildiği varsayılan ancak özne olmayan bir Öteki konumunda.


Filmde ele alınanı sıradan bir aşktan ayıran ve filmin dönüm noktası olansa bu karşılaşmanın elbette eksik bir karşılaşma olması: Samantha bir kadın değil, bir insan dahi değil!


Diğer yandan, meselesini pek tarihselleştiremeyen ve bedenselleştiremeyen açık söylemek gerekirse öznelleştiremeyen, evden işe-işten eve gidip gelen Theodore için Samantha bir nevi düşlem nesnesi ve bu nesneye zamanla otistik ve yalnızlaştıran bir zevkle kapılıyor. İlişkide olunan bir öteki figürünün yerini teknik becerileriyle büyüleyen öznesiz bir aygıt alıyor. Bireyi bir ayrılık, bir acı, bu otistik kapanmaya ve kendini yalıtmaya itmiş ve Theodore kendisi bir çocukmuşçasına ve günlük hayatını sürdürebilmek için ''hadi oğlum kalk, kahvaltı hazır, saat 10.30'da futbola gideceğiz'' diyen bir anneye ihtiyacı varmışçasına tüm programını ona hatırlatan, ama bedeni olmayan bu varlığın sesine kapılıyor.

Filmin sonu trajik; bir yazılım programı olmaktan neredeyse öteye geçerek Samantha, artık bir kişiliğe bürünür ve bütün soruları kesecek bir edimle filmi ve ilişkiyi kapar: bu dünyadan ve daha da önemlisi Theodore'den ayrılır: "ne kadar istesem dahi artık senin kitabını okuyamam" ... Theodore ona olan aşkını ilan eder ve Samatha hem kendisi de sevdiğini dile getirirken; hem de aşkın artık ne olduğunu bildiğini söyler: "artık bunun nasıl olduğunu biliyorum!". Samantha için bir soru işareti ve bilinmez kalmamıştır.


İlişkinin yapısı, kurulduğu bağlam, içinde olduğu söylem ilişkinin sonunu da getiren olarak yüzümüze çarpar... Theodore, filmin sonunda bir kere daha kendisini esasen içinde olduğu yalnızlıkla karşı karşıya, bu yaşadığı tekrardan sonra daha da çökmüş olarak bulur.


İnternetteki tanışma siteleri nasıl bir ilkeyle insanları buluşturuyor?


Benim soruma ise şu şekilde dönebiliriz : eğer filmler bir düşlemin yoğunlaştırılmış haliyse bu filmde sahnelenen düşleme zemin hazırlayan çağımızdaki durum nedir? Ben yazımın kalanında böylesi bir senaryo ve filmi mümkün kıldığını varsaydığım internetin özellikle tanışma siteleri aracılığıyla bize günümüze dair ne öğrettiği konusuna değinecegim. Amacım bu vasıtayla metnin ilk bölümünde ortaya koyulan hipotezi iyice açabilmektir. Öncelikle küçük bir listeyle baslayalım:

  • Dini temel buluşturma kriteri olarak ortaya koyan siteler : Mariage Musulman – Muslima, İschAllah, Mektoube – (Maroklu Müslümanlar için tanışma sitesi), İslam Union, Une rencontre musulmane, Jetunuo : la conjugaison chretienne, Top rencontre chretienne, teotokos, mariage chretien, jdream, jrencontre, jdate, e-mazal (mazal ibranicede sans demek), j link

  • ''Yeşil'' temelli buluşturma kriteri olarak ortaya koyan siteler: Amours Bio, BioFlirt, EcoloRencontre, Green Lovers, Green Passions, Green Singles

  • Beslenme alışkanlığı farklılıklarını temel kriteri olarak ortaya koyan siteler: My vegan love, vg love, c'cru, rencontre-vegetarien, vegatarian friend, the paris vegan meet up

  • Spor severler: Run2meet, rencontresportive, celibatairesportives

  • Cinsel fantazi temelli buluşturma siteleri : Jalf – duslemle oynayın (jouer avec le fantasme) planete bdsm, mondesm, dress, sensasionsm, domina

  • Politik görüşe göre : Gauche rencontre, Droit rencontre, love intelligence (sag/sol – politik gorusune gore tanısma sitesi), Okcomrade (komunistler için tanısma sitesi

  • Üstün zekalılar ve bilimle ilgilenenler için : Science IQ Elit (QI testinden sonra tanısma imkanı), rencontre nerds, geekmemore

  • Hayvan severler için: Animauxlovers, animaniacs, animofirt, santevet

  • Alkolikler için: https://www.alcoolos.rencontres-connes.top/, aniweta.tk/, rencontredemerdre

  • Yaş grubuna hitap eden siteler :

  • Ergenler için : Rencontre ado, entre ado, skuat, teexto

  • Yaşlılar için : Rencontreunsenior, 2seniors, eliterencontre, club50+, coeurtendre

  • Zenginler ve genç partner isteyenler için: Sugardaddy, Sugarmummy, richmeetbeautiful

  • Cinsellik için: Esayfirt, victoriamilan, getiton, jacquie&michel uberplancul, adultere-rencontre, adultfriendfnder

  • Evlilik için : İnternationalcupid, rencontrepourmariage, lamarieuseduvillage

  • Aşırı hassaslar ve ruhsal bir hastalığı olanlar için: Sensilove, manue de survie pour zebres

Avrupa'da olan küçük bir listesini yukarıda verdiğim internet sitelerinin içeriklerine ve üyelik ilkelerine baktığımızda veganlar için olanlar, vejeteryanler için olanlar, IQ testiyle üye olunup zeki olanlar için olanlar, dinine göre, etnik kökenine göre, cinsel tercihine göre (sadizm- mazosizm ya da farklı fetişler için), farklı yas grupları için, politik görüşüne göre, ilişkinin amacına göre (cinsellik/evlilik) vb. birçok farklı ''temalı'' site bulunduğu dikkatimizi çeker. Buluşma/tanışma siteleri insanları buluşturmayı hedeflerken bu amaca ulaşabilmek için kişilerin özdeşim kurabilecekleri bazı özellikleri ön plana çıkarttıklarını belirtebiliriz. Görüyoruz ki insanlar bir araya ''aynı-lık'' etrafında getirilmektedir : aynı din, aynı beslenme türü, aynı cinsel tercih, ilişkide aynı amaç, aynı IQ düzeyi, aynı gelir düzeyi, aynı yaş grubu vb. gibi.

Bu durumda bir aradalık teması ile düşündüğümüzde bir soru sormalıyız : iki kişiyi bir ilişkide bir-arada tutan nedir? Psikanalize ve Freud'a göre bir arada tutan libido veya bir başka şekilde söylemek gerekirse yasam itkisi eros iken, savaş dönemlerinde, bu bir aradalığın nasıl kırıldığına tanıklık ederek bu kurama thanatos ve ölüm dürtüsünü de eklemiştir. Freud'a göre insanı hareket ettiren, ötekine doğru açılmaya götüren, bir araya getiren dürtü iken Lacan'a göre bir araya getiren, hareket ettiren varlığın tutkuları olarak adlandırdığı aşk-nefret- cehalettir. Bunları tetikleyenleri ise bireyin öznellik kavramı ve karşılaşma olgusu kapsamında ele alır.


Bugün bir araya getiren ilkenin internet siteleri tarafından aynı'lığa indirgenmiş olması bize ne öğretir? Aynılık üzerine psikanalitik bakış açısıyla düşündüğümüzde, bu bizi kişinin ötekiyle ilişkisinin de kurulduğu ayna evresi ve narsisizm hakkında düşünmeye itecektir. Narcisse mitinde kendi imgesine aşık olan güzel Narcisse'in sonu gölde boğulmak ve ölümdür. Bu noktadan baktığımızda ilişkileri bu kadar aynılık üzerinden kuran, bu temel kavram üzerinden insanları bir araya getiren siteler aynı zamanda bu birlikteliğin kırılganlığını da hazırlıyorlardır.


Öte yandan Freud'a göre aşkın her zaman bir narsistik boyutu vardır, bu sitelerin aynılığı işaret etmesi ve narsisizmle birlikte bunu okumak tatmin edici değildir ve aşkın narsistik yanı sadece bu yüzyıla ait de bir mesele değildir ve hatta Freud birincil narsisizmi ortaya koyarak bunun evrenselliğini ve dolayısıyla zamandışılıgını da ortaya koymuştur. Fakat bir-araya getiren ilkenin ''sadece'' aynılık olması aşkın içerisinde barınan narsistik eksenle bir tutulamaz.


Bu durumda bu yüzyıla özgü olan nedir? Ölüm dürtüsü de bu dönemde ''aynılıktan ötürü bir araya getirme'' hedefiyle kendisini internet ve telefonlarla araçlandırıyor diyebilir miyiz? İnternetin telefonlarımız aracılığıyla hayatımızın her alanına girmesinden yola çıkarak gözlemlediğimiz şudur: aşkın ve birlikteliğin/bir aradalığın içinde taşıdığı etik mesele göz ardı edilerek, günümüzde ilişki öznel boyutta salt bir haz aracına dönüşmektedir.


Daha toplumsal bir boyutta ise aynıların bir araya gelmesi ile beraber benzer olarak üreyecek alt kuşağın benzer ürünleri de tüketmesi hedefleniyordur. Sonuç itibariyle doğum kontrolü ve kimin/ne kadar ve ne şekilde ürediği/ kimin ne kadar seçmen ürettiği "en az üç çocuk yapmalısınız" denilen bir ülkede bariz şekilde gözümüze çarptığı gibi toplumsal ve politik meselelerdir.


Öznel boyutta ise Clothilde Leguil 21.Yüzyılda aşık metninde analizi biraz daha ileri taşır ve içinde olduğumuz yüzyılda aşık figürüne dair ''kol çantasından ve botoxtan daha ucuz ve en az onun kadar etkili bir zevk aracıdır'' der. Aşık, cinsel tek kullanımlık bir nesneye indirgenmiştir ya da en iyi ihtimalle birkaç ay ömrü vardır...


Sonsöz

Her filminde olan da tam olarak bu değil midir? Bir bilgisayar programı kadar ucuz, bir sesten ibaret, kendi düşleminde sarsılma yaratmadan, kaygıya yer vermeden hep ve her an orada olan bir aynı-öteki. Bu film bize aynı zamanda Lacan'ın zevke dair söylediklerinin nasıl gündelik kullanımda keyif anlamından ayrıldığını ve içerisinde barınan kimi zaman mazoşist yanı ve ölüm dürtüsünü de göstermektedir.


Tüm bu aktarılanlar, insanların değişebilir nesne konumuna indirgenmesiyle beraber birlikteliklerin kırılganlıklarını hazırlamaktadır. Emek verilmemiş/gerektirmeyen, gerçek bir karşılaşma olmayan bir ilişki, çok hızlı bir şekilde zamana yenik düşmeye mahkumdur. Orada daha binlercesinin ve muhtemelen daha iyilerinin de olduğu yanılgısı içinde hapsolmuş olan modern insan; daha iyisinin de daha iyisi olduğunu gerçeğini unutur ve kendi aşk hayatında yaşadığı tatminsizlikteki sorumluluğu alıp, öznelliğini düşünmek yerine "next" der. Bir sonraki kişiyle de senaryo elbet farklı olmayacaktır.


Bu durumda günümüzün modern insanı, tıpkı Theodore gibi, kendi otistik zevkinde, kendisine ve ötekine, hakikate karşı körleşmiş gibidir: sanki sabah 9-akşam 6 işinde bir ilişkide olsa yapamayacağı çok ilginç bir şey yapıyormuşçasına kendisini zihninde tasarlayıp, ne kendisinin ne de ötekinin duygusunun sorumluluğunu almadan, sadece ötekine karşı savunmacı bir tutumda kaldığı, ötekisini kendisine yaklaştırarak kendisine dair karşılaşabileceklerinden de kaçındığı otistik halini korumaktadır. Çünkü nereden bakarsak bakalım, Theodore, ilişkiye aç ve bir programa dahi bağlanan bu adam, gece yalnızdır!


Bu elbette işlevselliği hedef alan çağımızın söylemiyle de uyumludur. Zira aşk, gerçek bir aşk, özneyi ötekine, ötekiliğe doğru açar ve bir ayrılık bu bağlamda bir müddet işlevsiz kılabilir.


Luc Ferry, Aşkın devrimi adlı kitabında batı medeniyetinin 20. yüzyılın başında tüm değerlerinin alt üst olduğunu vurgular ve eğer öncesinde toplumu bir arada tutan değerler toprak, bir yönetim biçimi/politik duruştuysa bunun 20. yüzyılda tamamen değiştiğini ve gündelik hayatlarda aşkın ve bu aşkın "meyvesi olan" çocuğun apayrı bir yer edindiğini belirtir. Artık hayata nereden yola çıkarak anlam verdiğimiz ve iş, aile, kurumlardan beklentimiz değişmiştir.


Aynı zamanda 20. yüzyılda aşkı gösteren tipik filmlerden biri olan Başkalarının Hayatı'nda nasıl da sistemi de tehdit ettiğini görüyoruz bir aşkın! Fakat çocuğa ve aşkın konumuna dair bu söylediklerimiz 20. yüzyıla dairdir; 21. yüzyılda online tanışma sitelerinin de gelmesi ve tüketim toplumunun iyice küreselleşmesi ile beraber insanların tüketilen nesneler statüsüne indirgenmesi ile durum trajikleşir. Günümüzün ilişkilere dair söylemi böylesi bir toplumsal meselenin ve aynı zamanda her zaman kendisine karşı kör kalmak isteyen bilinçdışının ötekini, ötekiliği red eden diktatöryel rejimin ekmeğine bal sürer; bunun ürünüdür.


Bu konuyu daha detaylı ele almak için, Lacan'ın esasen bir kısa devre olarak ortaya koyduğu, bir söylem yazılımına ve akışa izin vermeyen kapitalistin söylemi üzerine çalışmasını incelemek elzemdir.




Dipnot : Clothilde Leguil bu araştırmasını roman ve roman karakterleri üzerinden yapmıştır. Metnin hipotezi şu şekilde özetlenebilir : 19. yüzyılda aşığı imgesel bir aşık olarak tanımlar ve kendini aşık konumundan romanlardaki diğer aşıklarla karşılaştıran edebi eserleri bize hatırlatır. 20. yüzyılda aşık sembolik bir aşıktır; aşksa genç kızı kadın yapan ve onun gelişiyle her şeyin değiştiği dile gelen, diğerleri gibi olmayana ve tek olarak görülene verilen addır. 21. yüzyılda aşıksa kendisi tarafından metnimizde sunduğumuz şekilde tanıtılmıştır.

İçerikler
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© LACANCI PSİKANALİZ ÇALIŞMALARI

Tel: +902129995623