Lacan'ın Televizyon Metninin Tanıtımı

 

Genel Tanıtım

1973 senesinde Fransız Radyo Televizyonunda Benoit Jacquot'nun yönettiği ''Psikanaliz'' isimli belgeselde Jacques Lacan, damadı Jacques Alain Miller'in ona yönelttiği psikanalize ve kendi kuramına dair sorulara yanıt verdi. Fakat burada ilginç olan Lacan'ın daha önceden yazdığı da bir metni okuyor olmasıdır. Bu röportajın transkripti söyleşinin hemen ardından 1974 senesinde Seuil yayınlarından yayımlandı. Yayımı gerçekleştiğinde Lacan hala hayattaydı ve bu nitelikte olan [kendisi hayattayken yayımlanan] kendisinin üçüncü kitabıydı. Lacan'ın kuramında da önemli bir yeri olan bu eser dilimizde MonoKL yayınlarından Ahmet Soysal'ın çevirisiyle ve sunumuyla kazandırılmıştır.

 

 

 

Belgesel, Lacan'ın anlatırken amacını ve kime konuştuğunu belirtmesiyle başlar : '' Ben hep doğruyu söylüyorum: hepsini değil, çünkü hepsini söylemeye erişilemez. '' ardından J.A.M. Kitaba (Fransızcasına da Türkçesine de) yansımamış olsa dahi ona televizyonda konuştuğunu hatırlatır ve ''televizyon ve önünde konuştuğum seminerim diye adlandırılan topluluk arasında bir fark yoktur'' der ve gerçekten fark yok mu sorusuna da ''iki durumda da bir bakış mevcut : hiçbir şekilde seslenmediğim, ama onun adına konuştuğum...'' diyerek cevap verir.

 

Bu, bize Lacan'ın bizim onu nasıl duymamızı istediği ve bize atfettiği konuma dair bir bilgi verir. Konuşmasının devamında dinleyicisini konuyla ilgilenen, (işi bilenlere) budala olmayan ve onu duyacağını varsaydığı analistler olarak tanımlar.

 

Televizyon metni ve konuşması da psikanaliz ve psikiyatrik kliniğin kendisi tarafından sorgulanmasıdır. Onun bu belgeselde cevap verdiği en önemli sorular şunlardır :

- Bilinçdışı – acayip bir sözcük s.41

- Psikologlar, psikoterapistler, akıl sağlığının bütün çalışanları- bunlar dünyanın bütün sefaletini temelde ve en zorunda yüklenmiş durumdalar. Analist ne yapıyor bu sürede? s. 55

- İyileşme de bir fantazm mı? s. 44

 

 

 

Bu durumda Lacan'ın bu konuşma süresince psikanaliz ve psikoterapi arasındaki farka, analizden ne beklenebileceğine, cinsel ilişkinin imkansızlığına ve analizin bu ilüzyona dair bize ne öğrettiğine değindiğini belirtebiliriz. Elbette bu sorulara cevabını kuramında geldiği noktadan verir. Bu şu demektir: televizyon metni Lacan'ın psikanalizin birçok temel kavramı ve meselesine dair kuramlarını toparladığı, sunduğu bir metindir. 

 

 

1973 senesinde Lacan'ın kuramı

 

1973 senesi Lacan'ın Encore seminerini de gerçekleştiği senedir.

Lacan'ın kuramının dönüm noktaları karışık bir mesele olmakla beraber : çok kaba ve kısa bir şekilde değinmek gerekirse imgesel ve ayna evresi üzerine olan çalışmaları, simgesel ve baba-nın adı üzerine olan çalışmaları geride kalmış; Zevk kavramını ortaya koymuş ve bu senelerde Büyük Öteki'nin zevki meselesini ve cinsiyetlenme formüllerini oluşturuyordur.

 

Aynı zamanda da Fransa'da, Fransa tarihinin en önemli sosyal hareketlerinden biri sayılan 1968 senesinde üniversitelerde gerçekleşen olaylar geride kalmıştır. Bu eylemler halkın, işçilerin ve öğrencilerin otoriteye ve geleneksel toplum yapısına dair bir baş kaldırısıdır. Bu, tabuların yıkılmasına davet eden özgürleşme hareketi toplumun her alanını etkilediği gibi Lacan tarafından seminerlerinde de ele alınmıştır. Bu senelerde yaptığı seminerlerde cinsiyetlenme formüllerini ele almasının bu bağlamda tesadüf olmadığını dile getirebiliriz.

 

Bu olaylardan hemen sonra gelen Televizyon'da da cinsellik meselesinin ötesinde ırkçılıktan bahseder. Bunlar Lacan'ın ırkçılıktan bahsettiği ilk yıllardır ve bu metin de ırkçılık meselesini ele alırken Lacan'ın yapıtında önemli eserlerden biridir.

 

Irkçılık ve Beden Üzerine

Bu konuşmasından hemen önce gerçekleştirdiği Daha da Beteri  olarak çevirebileceğimiz Ou pire adlı seminerini Lacan şu şekilde kapatır : ''Eğer bedenin kökenine geri dönersek, eğer kardeşlik kelimesini yüceltirsek... bedende temellenen ırkçılıktır ve daha bu konunun hesabı kapanmadı1.''  Bunun hemen ardından gelen Televizyon'da da bu sorunlara değinecektir. Irkçılığı ele alan Lacan'ın kuramındaki üç temel metinden biri olduğu için de önemlidir.

 

 

Metnin yapısı

Televizyon bir belgesel olarak iki bölümden oluşmakla beraber J.A.M. röportajı kitaba dönüştürürken konuşmayı 7 bölüme ayırır. Türkçesinde de metin aynı şekilde 7 bölüme ayrılmış olmakla beraber J.A.M.'in bu bölümleri adlandırmalarına yer verilmemiştir. Fakat bu başlıkları aktarmak J.A.M.'in konuşmayı ne şekilde konulara ayırdığını göstermek adına önemlidir :

  1. Ben her zaman doğruyu söylerim.

  2. Bilinçdışı, çok kesin bir şey.

  3. Bir aziz olmak

  4. Birilerinin benim söylemimden kendilerini garantiye aldıkları bulanık jestler

  5. Zevkimizin yolunu şaşırması

  6. Bilmek, yapmak, ümit etmek

  7. ''İyi tasarlanan, açık seçik söylenir''

Keyifli okumalar dilerim. 

Pınar Arslantürk 

 

 

1 J. Lacan, Le Séminaire, Livre XIX, ...Ou pire, Paris, Seuil, 2011, s. 236.

 

Bu metin www.lacancipsikanaliz.com sitesi için yazılmıştır ve Jacques Lacan'ın Türkçe'de de okuyabildiğimiz metnini tanıtmak ve eserin konumunu açıklamak amaçlıdır. 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

İçerikler
Recent Posts

August 21, 2020

July 27, 2020

May 1, 2020

Please reload

Archive
Please reload

Search By Tags
Please reload

Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
Please reload

© LACANCI PSİKANALİZ ÇALIŞMALARI

Tel: +902129995623